Kürtler Lenin’e Başvuruyor

Mahmud Berzenci 20 Ocak 1923 tarihli mektubu Tebriz’deki Sovyetler Birliği Konsolosluğu kanalıyla gönderdi.

lenin

 

“… 1917 yılında, insanlar despot tiranın pençesinden kurtulup bağımsızlığa ve geçek özgürlüğe kavuştuklarını, tüm dünyaya duyurdular. Ezilen tüm halklar ve uluslar bu sesi büyük bir coşku ile selamlayıp bağımsızlık savaşına başladılar. Bu halklar emellerinin gerçekleşmesinde, Sovyetler Birliği’nin olumlu ve dostluk desteklerine bel bağlıyorlar. Bizim halkımıza gelince, gazetelerin çoğunda gözlendiği gibi kana susamış İngilizlerin, kadın ve çocuk ayrımı yapmadan, acımaksızın Kürt halkına bomba ve ateşli silahlara saldırdıkları bilinmektedir. Bunlar dört yıl önce, 1919 yılında oldu. Tutsaklaştırılmış Kürt halkı, Süleymaniye’de kendi yasal haklarını ve istemlerini yaşama geçirmek istediğinde, Kürtlerin büyük şansızlığı o günlerde, Sovyetlerin kendi iç savaşları nedeniyle, tutsak halkların durumlarıyla ilgilenemeyişiydi. Bu durum Sovyet Halkının olumlu ve dostça isteklerini belirttiği ve gücünün bilincine vardığı bugüne kadar sürdü. Tutsaklaştırılmış Kürt halkı istemlerini duyurmakla şeref duyar: Bütün Güney Kürdistan halkı, Sovyetler Birliği ile dost olmaya isteklidirler. Bu dostluk için gerekli özveride bulunmaya, bunu maddi ve manevi yönünden desteklemeye hazırdır. Bu amaçla yasal haklarımızın resmen tanınmasını diliyoruz. Tüm dünyaya, ilişkilerimizi gücümüzü ve etkimizi göstermek için, her türlü silahlı araç ve gerece gereksinimimiz olduğunu duyurmak istiyoruz. Ayrıntıları Suvari Alay Kumandanı Reşit Efendi ve sekreterim Arif Efendi sözlü olarak açıklayacaklardır. Biz Kürt halkının yasal haklarının yerine getirileceğine inanıyor ve böylece size dostluk ve kardeşlik duyguları ile elimizi uzatıyoruz…”

 

Şeyh Mahmud Berzenci Lenin’e seslenişini sürdürüyor:

"...Güney Kürdistan'daki devrimimizin kime karşı olduğu sizce bilinmektedir. Komşu ülkelerin bu konudaki karşıt tutumları bellidir. Yaptıklarımızın tümünün size iletilmediği bir gerçektir. Zira çok güvenip saygı duyduğumuz Sovyetler Birliği ile diplomatik ilişkilerimiz henüz yoktur. Ama şunu açıkça söyleyebilirim ki, tüm Kürt halkı Sovyetler Birliği’nin, Doğu haklarını özgürlüklerine kavuşturduklarının bilincindedir. Biz kaderimizi sizinle paylaşmak istiyoruz. Güncel olan sorunumuz, sizin bize destek olmanızdır. Kürt halkı büyük bir sabırsızlıkla, haklarımız arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasını beklemektedir. Bu ilişkilerin kurularak, gerekli yardımlaşmanın sağlanması ile Kürt halkı özgürlüğüne kavuşma fırsatı bulacaktır. Bu benimde en büyük arzumdur. Bu başarıldığında adımız tarihe altın harflerle yazılacaktır…”

 

 

Şeyh Mahmud, İngilizler tarafından yenilgiye uğrayıp İran’a kaçtıktan sonra 10 Haziran 1923 tarihinde, Sovyetler Birliği’ne bir kez daha başvurdu. Başvuru mektubu, Süleymaniye valisi Sait Kerim, Bakbaş Rıza Abdulkerim, Hacı resul ve diğer birçok Kürt önderi tarafından imzalanmıştı. Mektuptan küçük bir bölüm şöyledir:

" ...1.Dünya Savaşı’nın başından beri İngiltere’den milli haklarımızın kabulünü istedik. Ancak İngiltere orduları ve uçakları ile, ülkemizi yıkmaya ve insanlarımızı öldürmeye devam ediyorlar ve hatta hoşnutsuzluğumuz belirtmeye fırsat bile vermek istemiyorlar. 1922 yılından beri, İngiltere, askeri güçleri ile baskı yaparak Güney Kürdistan’ı Arabistan’a katmaya çalışmaktadır. Kürdistan’ı işgal ettiklerinden sonra ise, artık hiçbir yasa tanımıyor. Tarafsız bir araştırma komisyonunun oluşturulup, ülkemizdeki baskıları ve yıkımları yerinden saptamalarını, insanlık adına diliyoruz…”

Bu ikinci mektubuna da yanıt alamayan Berzenci, üçüncü bir mektubu 27 Temmuz 1923 tarihinde yazacaktır. Bu mektupta da:

"...İngiliz askeri baskılarının arttığı tüm Kürdistan’ı bombaladıkları bu nedenle 200 kadar ailenin Süleymaniye’den göç etmek zorunda kaldığı ve mal varlıklarının yağma edildiği insanlık ve adalet adına bu baskılara karşı çıkılması…” isteminde bulunuyordu.

dirok.org

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !